Anaokulu İçin Henüz Erken mi?

yorumsuz
1.077
Anaokulu İçin Henüz Erken mi?

Anaokulu İçin Henüz Erken mi?
Bu hafta sizlere anaokullarından bahsetmek istiyorum. Kreş ve anaokulları hakkında velilerimden çok soru alıyorum. Elimden geldiği kadarıyla sizleri bilgilendirmeye çalışacağım. Kocaelinde okul öncesi eğitim çok zayıf ve anne babaların bakış açısı da çok negatif. Ne gerek var bu yaşta? Yâda henüz daha çok küçük gibi yakınmalarla çocuklarımızı anaokullarına göndermek istemiyoruz..Bu konuları sizlerle paylaşmak istiyorum. 0-6 yaş döneminde adeta bir insanın karakterinin temeli atılıyor ve daha sonra öğrenilenler hep o temel üzerine inşa ediliyor. Bir eğitimci olarak okul öncesi eğitimin önemini vurgularken, “Çocuk evde bulamadığı imkânları, sosyalleşme fırsatını anaokulunda yaşıtlarının arasında bulabilir. Zaman kavramının, paylaşmanın, anlama ve dinleme becerilerinin öğretildiği anaokullarında çocuk hayatı öğrenir, sonraki dönemlere karşı hazırlıklı olur” düşüncesindeyim. Okul öncesi dönem insan hayatının en önemli kısmını oluşturuyor. Zira bu dönem çocuk zihin altyapısının tamamen boş olduğu, her türlü bilgi, belge, ses, obje ve görüntüye aç, alıcıların hiçbir dönemde olmadığı kadar açık olduğu önemli bir dönem. Bu önemli dönemi insan hayatının “altın çağı” olarak değerlendiren eğitimciler, ısrarla en güzel şekilde değerlendirilmesi gerektiği üzerinde duruyorlar. Beyin, insan yapısı olan teknolojilerle asla kıyas kabul etmeyecek kadar ileri ve önde bir yapı ve işleyişe tabi. Çocuğun ilk yıllarında tamamen boş ve aç olan beyne yüklenen ilk bilgiler beyin tarafından bir temel ve alt yapı gibi değerlendiriliyor. Bu ilk yıllarda yaşanan her olay ve deneyim, görülen her olay, çocuğun duygusal ve sosyal gelişimini, öğrenme yeteneğini ve gelecekte nasıl bir yetişkin olacağını kalıcı bir şekilde etkiliyor. Yapılan araştırmalar beyindeki sinir hücrelerinin birbirleriyle bağlantısının erken yaşta tekrarlanan deneyimlerle oluştuğunu gösteriyor. Bu nedenle duygusal ve sosyal becerilerin erken çocuklukta kazandırılması oldukça önemlidir. Anaokulları büyük bir fırsat Anaokulu çocukların yaşıtlarıyla sağlıklı ilişkiler kuracakları toplumsal öğrenmenin en küçük modelini oluşturan bir kurum niteliğindedir. Amaç çocuğu evden uzaklaştırmak değil çocuğun bilişsel, duygusal, sosyal gelişimine katkıda bulunmaktır.
Anaokulları istenen şartları haiz ise hiç şüphesiz çocukların sosyal yönden, zihinsel hatta çoğu kere bedensel yönden de gelişmelerine önemli katkılar sağlar. Bu katkıların belki de farkında olmadıkları için bazı ebeveynler şöyle düşünebiliyorlar: “Okul önemli, ama çocuğumuza biz evde daha iyi bakarız, neden daha okul vakti gelmeyen minicik yavruyu ilkokuldan önce anaokuluna gönderelim.” Hiç şüphesiz anaokulu tek başına bir şey değil. Zaten bu tür eğitimleri veren kurum ve kuruluşlar da bunun farkındalar ve öğrencilerinin aileleri ile sıkı bir diyalog içerisine girerek mutlaka eğitimin birlikte verilmesi gerektiğini ifade ediyorlar. Anaokuluna gidenler daha başarılı Anaokuluna giden bir çocuk evde televizyon başında boş geçireceği zamanını anaokulunda çok daha faydalı bir şekilde değerlendirebilir. Çocuk, okul öncesi kurumda, aile içinde öğrenemeyeceği birçok şeyi öğrenir. Çocuklar anaokullarında birçok yönden evde bulamayacakları imkânlarla buluşurlar. Anaokulunda çocuklar, birbirinden enteresan heveslendirici, pekiştirici, özendirici etkinliklerle karşılaşan çocuklar bunun neticesinde hayal kurma, düşünme, konuşma, çeşitli dallarda beceri kazanma gibi olumlu özelliklere sahip olarak okula gitmeyen akranlarına karşı üstünlük kazanırlar. Anaokullarının çocukların gelişim seyirlerinde oldukça önemli bir yer tuttuğuna dikkat çekmek istiyorum ve zamanımızda öğrenme çok hızlı. Çocukların öğrenme kapasitelerini arttırmak ve bilişsel becerilerini geliştirmek için bir anaokulu ortamına gönderilmesi gerekir. İlkokul 1. sınıf öğrencilerinde anaokulu eğitimi alanlar, almayanlara oranla daha başarılı olduklarını gözlemledim. Anaokulu ebeveyn için de çok önemli Anaokulları hiç şüphesiz çocuklar için ne kadar önemliyse ebeveynler için de o kadar önemli. Çünkü buradaki eğitimcilerin gözlemleriyle anne babaların gözlemleri çocuğu tanıma adına önemli veriler ortaya çıkmasına vesile olabilmektedir. Avrupa’da bazı ülkelerde okul öncesi kurumlarda yapılan gözlemlerle çocuğun kabiliyetine göre yönlendirilmesi çok daha erken yaşlarda tespit edilerek, çocuğun bütün bir hayat boyu rahat edeceği yol haritasının çizilmesinde önemli bir yer oluşturuyor. Ayrıca, anne baba çocuklarında zaman zaman karşılaştıklar bazı özel psikolojik durumlarda işin içinden çıkamadıklarında yine öğretmenleriyle birlikte hareket ederek, ya da aynı kuruma gelen kendilerinden daha tecrübeli velilerle görüşerek benzer durumlarda yapılan deneyimlerden faydalanarak, durumu daha sağlıklı bir şekilde çözme imkânına kavuşuyorlar.

Çocuğa aile büyükleri bakabilir mi? Bazen imkânsızlıklardan, bazen de bilinçli olarak bazı aileler çocukların okul öncesi eğitim kurumlarından ziyade aile büyüklerine emanet ediyorlar. Bunun da yer ve duruma göre avantajı olduğu gibi dezavantajları da oluyor. Zira bu durumda çocuklar çoğu kere çift kişilikli bir psikolojik yapıya bürünüyorlar. Çocuk çoğu kere aile büyüklerinden aynı olaylara anne babasından farklı tepkiler alınca bocalıyor. Dede ve ninenin aşırı hoşgörüsü, zaman zaman da şımartma aşamasına kadara gelen davranışlarında ise anne babanın çocuğu disipline etme sıkıntısı ortaya çıkıyor. “Çocuğu okuldan almayın” Bazı çocuklar yapılan onca ısrara rağmen anasınıfına uyum sağlamakta zorluk çekiyorlar. Aileler de yeterli sabrı gösteremediklerinden çocuğu, “seneye birinci sınıfa başlarsın” diye okuldan alıyorlar. Bunun kesinlikle doğru bir davranış olmadığını ifade etmek istiyorum ve çocuğun ertesi yıl birinci sınıfta işinin daha da zorlaşacağına dikkat çekmek istiyorum. şu öneride bulunuyorum: “Aileler çocuğu okuldan almamalı, sorunları öğretmeniyle birlikte araştırmalı ve okula devam etmesini sağlama yönünde kararlı olmalıdır.” Tecrübelerim ve gözlemlerime göre anaokuluna veya ilköğretim okuluna ilk defa başlayan çocuklarda, ruhsal gerginlikler ve buna bağlı davranış sorunları ortaya çıkmasının normal olduğunu söylemek istiyorum ve yeni ortamlara ya da değişen durumlara uyum sağlamak her insanoğlu için bir gerilim kaynağıdır, dolayısı ile belirli zamanlarda çocukların okul ortamında sıkıntı yaşamaları anlaşılır bir durumdur. Okula yeni başlayan bir çocuk evinden ayrılmakta zorlanabilir, sınıf kurallarına uymakta gönülsüz davranabilir, yazı yazmaya direnebilir. Ama bu durumlar geçicidir. Çocuğa biraz destekçi ve anlayışlı yaklaşılırsa, kararlı bir tavır sergilenilirse bu sorunlar çabuk aşılabilir. Ancak kimi durumlarda çocuğun okulda sosyal uyumu bozulur, akademik performansı düşer, sınıf içinde çeşitli davranış sorunları kendini gösterir. Çocuğun zarar göreceği bu tür durumlarda öncelikle çocuğun kendisi ve öğretmenleri ile daha sonra da rehberlik merkezleri ve hatta gerekirse çocuk psikiyatrları ile işbirliğine girilmekten çekinilmemelidir.” Okul öncesi eğitimde nelere dikkat edilmeli? Okul fobisinin daha çok dört ve altı yaşlar arası ve okula ilk defa başlama döneminde zirve yaptığını göz önüne alınırsa ailelere okul öncesi eğitimi konusunda şu önerilerde bulunmak istiyorum:
• Çocuklar mümkün olduğunca özdenetimi yüksek, kendi kendine yetebilen çocuklar olarak büyütülmeli.
• Yaşıtları arasına erken yaşlarda sokulmalı. Aile bağımlısı çocuk sınıf kalabalığında güvensizleşiyor.
• Küçük yaşlarda görülebilecek davranış sorunları ve gelişim problemlerini asla ihmal edilmemeli. İyi izlenilmeli ve gerektiğinde profesyonel yardım alınmalı.
• Okula başlamadan önce, çocuğun telaşını çok arttırmadan okulla ilgili yeterince bilgi verilmeli.
• Öğretmenle işbirliği yapılmalı.
• Okulda bir süre bir yakını eşlik edebilir ama bu destek yavaş yavaş geriye çekilmeli.
• Eve geri dönmesine izin verilmemeli. Çocuğun endişeleri öğretmeni ve diğer okul görevlileri ile paylaşılmalı.
• Okulla ve öğretmenle çatışmaya girilmemeli. Ebeveyn ile okul arasındaki olumsuz hava her çocuğu okuldan soğutur.
• Okulda geçen saatler konuşulmalı ama asla suçlayıcı olunmamalı. Başarılar övülmeli, çocuğun kendi başına davranma becerisi desteklenmeli.
• Çocuğun yaşadığı kaygı gerçekçidir. Kaygılar iki haftadan uzun sürerse, nedenini anlamak amacı ile bir çocuk psikiyatrına başvurulmalı. Anaokuluna giden çocukta nasıl değişikler olur?
• Çocuklarda özbilinç (kendini tanıma) artar. • Konuşma ve dinleme becerilerini geliştirerek kendisini ve duygularını olumlu bir şekilde ifade edebilir.
• Başkalarının farklı düşüncelerini olduğu gibi kabul ederek empati göstermeyi öğrenir
• Grup içinde olumlu etkileşim ve işbirliği içinde olur. • Kendine güven duymaya başlar.
• Güç bir durumda kendi kendine yardım etmeyi ve çözümler bulmayı öğrenir.
• Sınıfta aynı grupta birçok başka çocuklar da olduğundan dolayı, herkes için önemli olan kuralları, bir topluluğa uyum sağlamayı, başka çocuklarla paylaşmayı ya da birlikte planlamayı öğrenir. • Tuvalet ve temizlik alışkanlığı kazanır.
• Verilen görevleri yerine getirebilme becerisi elde eder. Böylelikle evde belirli konularda görev alma ihtiyacı hisseder.
• Kendini ifade etmeyi, problemlerini söyleyebilmeyi öğrenir. • Türkçe’yi doğru kullanmayı, kelimeleri düzgün telaffuz etmeyi öğrenir. Anlatma ve dinleme becerisi gelişir.
• Dersler ve teneffüsler belli zaman dilimlerinde gerçekleştiğinden, çocuk zaman kavramını öğrenir. Anne babalar anaokuluna başlayan çocuklarına nasıl yardımcı olmalı?
• Öncelikle anaokuluna yeni başlayan öğrenciye anne-babasının çalıştıkları kurumlar, ev adresi ve ulaşılabilecek telefonlar her ihtimale karşı ezberletilmeli.
• Çocuğa devamlı şu telkinlerde bulunulmalıdır: “Anaokulunda okulun ve arkadaşlarının huzurun bozmamak için kimseyle kavga etmemelisin. Öyle bir durumda ilk iş olarak hemen öğretmenine haber vermelisin, eve gelince bize de anlatmalısın. Bütün problem ve sıkıntılarını hiç çekinmeden, öğretmeninle konuşabilmelisin. Öğretmeninin seninle mutlaka ilgilenecek ve sorununu çözmende sana yardımcı olacaktır. Biz okul yöneticileri ve öğretmeninle konuşur durumun tekrar etmemesi için gerekenleri söyleriz. Her hangi bir durumda arkadaşların kavga etmemeli, sorunlarını asla şiddetle, kavgayla, bağırmayla çözemeyeceğini aklından çıkarmamalısın.” Aileler anaokulunu seçerken nelere dikkat etmeli? Aileler okulun sadece fiziksel özelliğine göre değil eğitim kadrosunun kalitesine göre de seçim yapmalıdır. Öğretmenlerin yeterli donanıma sahip olup olmadığı mutlaka araştırılmalı. Anaokulunun bakım yeri değil, bir eğitim kurumu olduğu unutulmamalıdır. Anaokulu seçerken şu noktalara dikkat edilmesi gerekiyor: • Okulun genel bir yangın alarm ve müdahale sistemi var mı?
• Merdiven basamakları kaymayan bir malzemeyle kaplı mı? • Merdiven tırabzanları çocuklar için uygun mu?
• Radyatörlerde gerekli tedbirler alınmış mı?
• Duvarlardaki keskin beton köşeler için tedbir alınmış mı?
• Elektrik prizleri yüksekte mi? Eğer alçaktaysa kilitleri var mı? • Islak mekânlarda çocukların kaymaması için gerekli tedbirler alınmış mı?
• Bahçe duvarları ve kapısında trafik açısından gerekli tedbirler alınmış mı?
• Hijyen kurallarına dikkat ediliyor mu?
• Sosyal grup faaliyetleri yeterli düzeyde mi? Anaokullarında neler yapılır?
• Belli bir kaliteyi tutturmuş, milli eğitim standartlarında eğitim veren anaokullarında sürekli yapılan gözlemler ile çocukların bireysel gelişimleri, uygulanan çeşitli testler ile pek çok yönden izlenmektedir. • Resimlerde kullandıkları renkler, gün içinde sergiledikleri psikolojik haller, onların ruhsal gelişimleri için birer gösterge olup, bunlar hakkında ebeveyn ile ayrıntılı görüşmeler sıklıkla yapılır. • Haftalık gözlemler her çocuğa özel, birer iletişim defteri ile aileye rapor edilir. Aynı gözlemlerin aileden de gelmesi beklenir böylece sıkı bir koordinasyon sağlanır. • Çocukların içinde bulundukları yaşların gelişim özelliklerine veya ailesel faktörlere bağlı olarak yaşadıkları davranış ve uyum sorunlarına bireysel ve aile terapileri ile yardımcı olunur. • Çocukların aktif olarak katıldığı, sohbet konuları deneyler, mutfak aktiviteleri, doğa gözlemleri ile pekiştirilir.

Fatih EKİNCİ / Eğitim Uzmanı – Yazarın Diğer Yazıları


Etiketler: , , ,
Eklenme Tarihi: 17 Mart 2016

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın