Bunu Okumak Beyninizi Değiştirecek

yorumsuz
709
Bunu Okumak Beyninizi Değiştirecek

Bunu Okumak Beyninizi Değiştirecek

Teknoloji beynimizi değiştiriyor mu? Los Angeles’daki Kaliforniya Üniversitesi’nde (UCLA) bir nörobilim uzmanı olan Gary Small’ın incelemeleri, bu fikri savunan ve sayıları giderek artan araştırmaları doğruluyor. Small’un yeni kitabı “iBRAIN: Surviving the Technological Alteration of the Modern Mind”a (“iBEYİN: Modern Akıl, Teknolojik Dönüştürmeden Nasıl Sağ Çıkar?”) göre, bilgi toplama ve birbirimizle iletişim kurmadaki büyük değişiklikler, hızlı bir evrim çağını başlatarak insan beynini değiştirmiş olabilir.

“Belki de ilk insan alet kullanmayı keşfettiğinden beri insan beyni bu kadar çabuk ve büyük ölçüde etkilenmemiştir” diyor Small. “Beyin, evrim geçirdikçe ve odak noktasını yeni teknolojik yetilere kaydırdıkça temel sosyal yetilerden uzaklaşıyor.”

Teknolojinin beynimizdeki devrelere olan etkisi bizi o kadar da şaşırtmamalı. Beynin plastisitesi (farklı uyaranlara tepki olarak değişme yeteneği) zaten biliniyor. Profesyonel müzisyenlerde, beynin parmak hareketlerini planlayan bölgesinde daha fazla gri madde bulunuyor. Atletlerin beyinlerindeyse el-göz koordinasyonunu kontrol eden bölgeler daha yoğun. Bunun nedeni, belli bir aktiviteye ne kadar zaman ayırırsak o aktiviteyi gerçekleştirmekle sorumlu sinir yollarının o derece güçlenmesi. Bu yüzden, sürekli bir sayısal bilgi akışını işleyen insanların bu bilgiyi filtrelemeye adanmış daha fazla nörona sahip olmaları da mantıklı. Yine de bu, evrimle aynı şey değil.

Internet’in beynimizin devre yapısını nasıl değiştirdiğini görmek için Small ve meslektaşları 24 yetişkinin beyinlerini Web’de arama simülasyonu yaparken ve sonra da bir sayfa yazı okurken gözlemliyor. Web araması sırasında, günlük hayatlarında düzenli olarak Internet kullandığını söyleyenlerde, sınırlı olarak Internet kullananlara kıyasla, beynin karar verme ve karmaşık mantık yürütmeden sorumlu bölgelerinde iki katı daha fazla sinyal görülüyor.
American Journal of Geriatric Psychiatry’de (Amerikan Geriyatri Psikiyatrisi Dergisi) yayımlanması öngörülen bulgulara göre Internet kullanımı beynin kapasitesini canlandırıyor ve Internet’te okumak, basılı sözcükleri okumaya göre daha fazla beyin bölgesini harekete geçiriyor. Araştırma, teknoloji meraklılarının çalışma hafızalarının daha fazla olduğunu (yani bu insanlar kısa vadede daha fazla veri depolayabiliyor ve bu veriyi geri alabiliyor), algısal öğrenmede daha becerikli olduklarını (kısacası bu insanlar, değişen bilgiye göre dünya algılarını değiştirebiliyor) ve daha iyi motor yetileri olduğunu ortaya çıkaran önceki incelemeleri destekliyor.

Small’a göre bu farklar nesiller arasında daha da derin. Bunun nedeni genç insanların yaşlı insanlara göre teknolojiye daha küçük yaşlarda maruz kalmaları. Araştırmacı buna “beyin boşluğu” diyor. Bir yandan, “doğal sayısallar” (e-mail ve SMS mesajsız bir dünyayı hiç görmemiş olanlar), daha üstün bilişsel yeteneklerini anlık kararlar vermek ve çok sayıda duyusal veri girişini rahatça değerlendirmek için kullanabiliyorlar. Diğer yandan “göçmen sayısallar” (beyinlerindeki devreler oluştuktan uzun zaman sonra günümüz teknolojisinin doğuşuna tanıklık etmiş olanlar), yüz ifadelerini okumada sanal dünyada gezinenlerden daha başarılı.

“Tipik göçmenin beyni, tamamen farklı sosyalleşme ve öğrenme şekillerine göre, adım adım ilerleyerek ve her seferinde bir iş yaparak eğitilmişti” diyor Small. “Göçmenler daha metodolojik öğreniyor ve işleri daha kesin olarak yapmaya eğilimli.”

Ancak doğal seçimin bir yetiyi diğerine tercih edip etmeyeceği henüz bilinmiyor. İki davranışın da birbirinin tersi olduğunu varsaymak için hiçbir neden yok. Hatta 2005 tarihli bir Kaiser incelemesinde, zamanlarının çoğunu ileri teknolojiyle geçiren gençlerin, yine zamanlarının çoğunu arkadaş ve aileleriyle yüz yüze etkileşimle geçirdikleri ortaya çıktı. Small’ın da ifade ettiği gibi doğal ve göçmen sayısallar, iki aktiviteye de zaman ayırarak (çağdaş teknolojinin bilişsel getirilerinden yararlanırken geleneksel sosyal yetileri de koruyarak) kendi sinirsel devrelerini yönlendirebilir.

Bu arada günümüz teknolojisi ve onun filizlendirdiği yetiler bizden daha hızlı evrim geçiriyor. Bilgisayar oyunlarının, online toplulukların ve benzerlerinin gelecekteki versiyonlarının, ezelden beri geliştirdiğimiz geleneksel sosyal yetiler ve öğrenme stratejilerine ne kadar ihtiyaç duyacağını bilmemize imkan yok. “Birçok insan bu konuda, sanki çocuklarla yetişkinler ayrı ülkelerdeymiş gibi yazıyor,” diyor Wisconsin-Madison’da bir dilbilim profesörü olan James Gee. Gelecekteki beynin neye benzeyeceğini hala kimse bilmiyor.Jeneen Interlandi tarafından yazıldı.

www.egitimedair.net / Eğitime dair ne varsa….


Etiketler: , , ,
Eklenme Tarihi: 17 Nisan 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın