Engelli Hakları da İnsan Haklarından mı?

yorumsuz
1.218
Engelli Hakları da İnsan Haklarından mı?

Engelli Hakları da İnsan Haklarından mı?

İnsan varlıklar içinde en kıymetlisidir ve bu değerini de koruyabilmek için zaman zaman mücadele ederek insanlık dünyasında bu değerini korumaya gayret etmiştir.

Yeryüzündeki tüm insanları eşit haklara kavuşturmak gayesiyle tarihin belirli dönemlerinde gelişmeler yaşanmıştır.

Örf ve adetler, yazılı kanunlar oluşturulmuş, ulusal ve uluslararası bildiriler yayınlanmış, son asır içerisinde de uluslar arası sözleşmeler imzalanarak bu haklar devletlerin sorumlu tutulmasıyla garanti altına alınmaya çalışılmıştır.

İslam dininin getirdiği hükümler ve “Veda Hutbesi” gibi temel haklara vurgu yapan tavsiyeler insana verilen değerin sadece dünya boyutuyla kalmadığını da bizlere göstermektedir.

Sadece insan olmakla elde edilen haklar ise önyargılar ve farklılıklardan dolayı uygulanmada eksik kalmaktadır. Bu farklılıklardan toplumun önemli bir bölümünü ilgilendiren biri de “engellilik”’tir.

İnsanoğlunun varlığından bu yana yaşanan bir gerçektir engellilik. Göz, kulak, el veya ayak gibi bir uzvun normal işlevini yapamaması sonucu ortaya çıkan durumdur engellilik.

Toplumun sahip çıkması, devletin ilgili mevzuatı hazırlaması ve uygulamasıyla birlikte hayatları kısıtlanmış olan insanlarımız da toplumun bir üretici

bireyi olarak var olacak ve hak ettikleri şekilde engelsiz yaşayabileceklerdir.

Kendi tarihimizde örneklerini görebildiğimiz çok güzel uygulamalar mevcuttur;

Avupa’da ruh hastalarının ve zihinsel engellilerin içine şeytan kaçmış diye yakıldığı dönemlerde Ahî kurumları bedensel engellilere yönelik hizmetler yapmaktaydı.

Zihinsel engelliler Anadolu’nun çeşitli yerlerinde ve İstanbul’da kurulan hastanelerde (Bimarhane, şifahane) su ve musiki eşliğinde ağaçların ve çiçeklerin bulunduğu bahçeler içinde tedavi edilmekteydi.

Fiziksel engeli bulunan insanlara ise devlet insan olarak yaklaşmış ve hamiyet duygusuyla sahip çıkmıştır.

Hz. Muhammed efendimiz insanları hiçbir şekilde ayırmadan davranmış ve farklı engeli bulunan sahabelerine yönetici, öğretmen ve imamlık gibi görevler vermiştir.

Osmanlı Devleti bünyesinde bir çok vakıf kurulduğu gibi engel durumlarına uygun olarak uygulamalarda bulunmuştur. Görme engelli vatandaşlarına medreselerde

eğitim vermiş ve her türlü ihtiyaçlarını karşıladığı bu insanlara hafızlık, müezzinlik, mevlithanlık gibi bedensel yük gerektirmeyen işler tahsis etmiştir.

İşitme engellilere yönelik “Hamidiye Ticaret Mektebi”, “Yıldız Sağırlar Okulu” gibi okullar kurulmuş ve Osmanlı işaret dili de bu okullarda öğretilmiştir.

İşitme engelliler mahkemelerde görevlendirildiği gibi yüksek düzeyli yöneticilerin de hizmetlerine bakmışlardır. “bizeban” (kelime manası dilsiz) olarak görevlendirilmişlerdir. Bu vasıtayla gizli görüşmelerin dinlenmemesi ve dışarı sızmaması da sağlanmıştır.

Cüceler de bedensel güç gerektirmeyen işlerde kabiliyetlerine göre görevlendirilmişlerdir. Kütüphane müdürlüğü (hâfız-ül-kütüp), hastanelerde muhasebecilik (Pars Kethüdâlığı) ve hatta padişah nedimliği (Muhasiplik) yapmışlardır.

Bilim ve tekniğin geliştiği, her türlü hukıki alt yapıların hazırlandığı günümüz dünyasında engelliler diğer insanlarla eşit haklara sahiptirler. Ülkenizde devlet işlerinde avukatlık, öğretmenlik, psikologluk, memurluk ve benzeri tüm işlerde çalışabilme imkanı mevcuttur. Gelişmiş ülkelerde hem yaşam standartları

geliştirilmiş olan engelli insanlar aklınıza gelebilecek her meslek dalında istihdam edilmektedir. Erişim sorunlarını büyük ölçüde çözen devletler engelli ve engelsiz vatandaşlarıyla uyumlu toplumlar oluşturmuşlar ve tüm insanlar vatandaş olarak eşit şartlara getirilmeye çalışılmaktadır.

Ülkemizde ise birkaç büyük şehrimiz dışında engelsiz bir ortam oluşturulamadığı gibi bu insanlarımız “hizmetli, santral memuru” gibi sorumluluk istemeyen

işler dışında çalıştırılmak istenmemektedir. Oysa tüm topluma örnek olabilecek kabiliyette engelli insanlarımız mevcuttur. Makul uyumlaştırma ölçüsünde

şartlar sağlandığında yönetici konumlarında da engelli vatandaşlarımızın başarı sağladıkları görülecektir. Hem engeli bizzat yaşayan kardeşlerimizin en

azından kendilerini ilgilendiren kurum ve kuruluşlarda bu pozisyonlarda çalışmaları kurumların da asli varlığına fayda sağlayacaktır.

Bu açıdan ele alındığında engelli yöneticiler ile ilgili düşüncelerimi de gerçekten çok önemli bulduğumdan bu yazımın ikinci kısmında ele alıyorum…

Mesut Hekimhan / Eğitimci – Yazar / Yazarın Diğer Yazıları

www.egitimedair.net / Eğitime dair ne varsa….


Etiketler: , , , ,
Eklenme Tarihi: 30 Mart 2016

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın